Bir Bayat Ekmek Hikayesi

Bir bayat ekmek hikayesi, diye başlarken yazıya, yaya gezen arkadaşlarımın, ‘ Bir Bayat Yedi Göller Hikayesi ‘ dercesine bir ifadeyle baktıklarını hissediyorum. Hayır Arkadaşlar, bayat ifadesi bir ekmek için doğru olabilir ama hafızalarımıza kazınmış bir Yedi Göller macerası, tadına doyamadığımız bir yürüyüş unutulamaz, bayatlayamaz.

Evet, aradan uzun zaman geçti; ancak her yağmurun bulutları, her buğday hasadının yazı, her kuşun baharı beklemesi gibi benimde beklediğim bir ilham vardı. Bu yazıyı ölmekten kurtaran, editörümüzün Yaya Geziyoruz internet sayfasını değiştirmesi ve bu değişim sonrası Karia Yolundaki Kır Çiçeklerimin tek başına, öksüz gibi ortada kaldığını görmemdi…

IMG-20161020-WA0027

Gezimiz bitmiş, herkes evine, yurduna dönmüş, aradan haftalar geçmiş… Evde ekmeksiz kaldığım bir gün buzdolabından çıkardığım, artık taş gibi olmuş bir  bayat ekmek parçası, bana Ekim ayında gerçekleştirmiş olduğumuz Yedi Göller gezimizi anımsattı….

Programımızın son günü; gezinin yorgunluğunu üzerimizden atmış, adrenalinimiz inişe geçmiş, yürüyüşün keyfini noktalamak üzere öğle yemeğine Beypazarı İnözü vadisindeki Zindancık adlı bir kır lokantasına ulaşmıştık. Bilirsiniz, bizim gezilerde iki şey çok önemlidir; Yürümek ve yemek. Arkadaşlar hemen bölgenin yenmezse olmaz yemeklerini öğrenmek için, bizi bu enfes olduğunu daha sonra öğrendiğimiz tatlara getiren, Şükran’ın başına üşüştüler – Hayır, önce ceviz ağacına, diyen sesler duyuyorum!

IMG-20161015-WA0062
Lezzetli tarhana çorbası, Beypazarı güveci, yaprak dolması ve höşmerim’in damağımızdaki tatlarının ardından, aslında çok tadına vardığım kalan ekmek parçasını paketlerken, birden masanın her bir köşesinden parça ekmekler yağmaya başladı; ben de büyük bir memnuniyetle kıyamadım bu nimetlere, aldım beraberime…..

Arkadaşlarımız, 2017’ye son demler kala, gezimizin en muhteşem göl manzarasını, üzerine biraz deneyim, biraz da yetenek serperek ölümsüzleştiren Sevgili Demet Hanımın fotoğrafını birinci seçerken; benim de, yağmurlu ve soğuk bir öğle sonu, enfes bir kuru fasulyenin dayanılmaz cazibesi karşısında – gülmeyin, bu yaştan sonra ya bahçe ya da lokma – ağzıma attığım, atar atmaz da bayatlığını anladığım bir  ekmek lokmasıyla, aklıma Menekşe’nin ‘ acaba ayılara lokma olur muyuz ‘ korkusu geldi…

IMG-20161015-WA0110

Sabah yürüyüşünden sonra şelale istikametine doğru yola çıkalı 6 saati geçmiş; bizler hala kayın ormanının derinliklerinde kaybolmuş, yorgun argın ve ümidini kaybetmek üzere, doğru yolu bulmaya çalışıyorduk.

IMG-20161015-WA0118

 

O kadar deneyimimize ve eldeki GPS’e rağmen bir türlü bizi, daha geçen gün güzelliği karşısında hayran kaldığımız, önünde fotoğraflar çektirdiğimiz, güldüğümüz, eğlendiğimiz şelaleye götürecek yolu bulamıyor; bazen durup akan su sesini, bazen de acaba varsa, bir vahşi hayvan sesini duymaya çalışıyorduk. Acaba Menekşe korkusunda haklı olabilir miydi? Geceyi bu neredeyse balta girmemiş ormanda, donanımsız bir şekilde geçirmek zorunda kalabilir miydik? Ana kampta bizleri bekleyen arkadaşlarımıza karşı mahcubiyetimizi nasıl perdeleyecektik? Gerçi elimizdeki telsizle zaman zaman kısır bir iletişim kurabiliyor, bazı sesler duyabiliyorduk; ancak, bu tam anlamıyla yeterli olmuyor, içinde bulunduğumuz çaresizliği de anlatamıyorduk; zaten mümkün olsa da anlatamazdık!

Halbuki, sabahleyin neşeli, heyecanlı bir şekilde, şarkı söyleye söyleye; karları eksik kayın ormanında sonbahar yapraklarının oluşturduğu halı üzerinde zıplaya, salına; çürümüş büyük ağaçların üzerinden tırmana atlaya; fotoğraflar çekerekten, yolumuza başlamış; tepe bir noktada, harika bir manzara eşliğinde mola verip, azıklarımızı paylaşmıştık.

IMG-20161013-WA0003
Keyfimize diyecek yoktu doğrusu. Hatta, iyi ki bu rotayı denemek isteğinde ve cesaretinde bulunmuştuk; Aksi takdirde böyle keyifli ve cazibe dolu orman yürüyüşünü yaşamamak bir eksiklik olacaktı. Bu maceraya katılmayıp kampta kalmayı tercih eden arkadaşlar adına üzülmeliyiz, diye konuşuyor, şakalaşıyorduk, yemeğimizi yerken.

IMG-20161015-WA0116
Nihayetinde ve tam film bitmeden, gezimizin ilk gününde başlamak istediğimiz ancak geçilmez şelale nedeniyle vazgeçtiğimiz bu karmaşık şelale rotasının tersten fethini; ayağımızdaki ağrıyı, içimizdeki korkuyu unutmuş, mutlu bir şekilde, kucaklaşarak, hurralaşarak kutluyorduk…

IMG-20161015-WA0136

IMG-20161015-WA0137

Bizim, Yaya Geziyoruz gurubundaki arkadaşların yanında, sahip olduğumuz ayrıcalığı görmemek, hissetmemek, anlamamak mümkün değil! Yıllardır, aynı ekiple, bu ekibin oluşturduğu yoğun enerji ve geride bıraktığımız her bir geziyle artan heyecan silsilesinin yarattığı motivasyonla; Yağız atların, yavşanla örtülü bozkırlarını dörtnala aştığı güzel Anadolu’muzun ve bu güzelliğin bir parçası olan, deli gönlü abdalca gezdiren Anadolu Elif’lerinin bizlere sunduğu manzarayı, kokuyu, sessizliği ve sohbetleri; Tadına vara vara, içimize çeke çeke, büyük bir haz ile yaşıyor, anılarımıza kazıyoruz.

IMG-20161015-WA0049
Yedi göller gezimiz, Yaya Geziyoruz gurubundaki biz arkadaşların tadı damağında kalan; hatıralarımızdan silinmeyecek fotoğraflarla dolu;  keyifli ve başarılı bir gezi olarak anılarımızı süsleyecek, sohbetlerimizi renklendirecektir.  Geziye katılan her bir arkadaşın sergilemiş olduğu fedakarlık, göstermiş olduğu dostluk, paylaştığı üzüntü, sevinç, hatta bir lokma bayat ekmek bile böyle zorlu ama bir o kadar da keyifli dağ yürüyüşlerinin tuzu biberidir, yüreğindeki motorudur.

Daha nice yaya gezilerine…


0 Comments

Leave a comment

Başa dön
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.