BİR ZAMANLAR ‘ KIR ÇİÇEĞİ ‘ DERDİK; ARTIK, SADECE BİR YOL KENARI ÇİÇEĞİ ONLAR !

Datça’dan kuzeye doğru bir buçuk saatlik bir otobüs yolculuğu sonrası, kimisi mahmur gözlerle otobüsten inip, şöyle bir gerinirken; bazıları da kendisini İlkbahar güneşinin ılık ışınlarına teslim ediyor, güzel havanın keyfine bırakıyor; birileri de hemencecik karşıdaki dut ağacının yemişlerine dadanmış, iştah gideriyor. Kısaca, ‘ Yaya Geziyoruz ‘ ekibinin şen şakrak havasına diyecek yok…

Biraz sonra, ne yapacağı belirsiz bir hava şartlarında ve ‘ Dağ Başını Duman Almış – Gümüş Dere Durmaz Akar ‘ coşkusu eşliğinde bir Pazar sabah Karya yolundaki ilk yürüyüşümüze başlıyoruz….

Yol boyunca dikkat çeken malzeme çok. Bir bakıyorsun iştahımızı cezbeden dutlar; az ileride badem ağaçları ‘ beni ye ‘ diyor; bu arada bir arkadaştan badem kırma tekniğini öğreniyoruz; Aa, bakın ileride bir Kayısı ağacı; ağacın yüksekliği ve dikenli tel bir kaç tane meyveyi aşırmamıza engel olamıyor….

Bazıları önündeki manzaranın fotoğrafını çekerken, birileri hemen bir ‘ selfie ‘ pozu oluşturuyor, başka biri de galiba yolun kenarındaki ‘ taşların ‘ resmini çekiyor ….

O da ne ! Sarı çiçekli küçük bir bitki. Birisi ‘ bir ot ‘, diyor o güzelim sarı çiçeğe. Olmaz diyorum, bu ona bir hakarettir! O bir ‘ Altın Çiçek ‘. Toroslarda deniz kenarından dağların tepesine kadar yükseklikte, her yerde karşımıza çıkan bir ‘ Helichrysum arenarium ‘. Ardından hemen artık alışılmış bir soru: ‘ Neye yarar ‘ ? İçimden kızıyorum; caddede karşıma çıkan güzellere ben neye yarar diye soruyor muyum; elinin körü, neye yararsa yarasın; o da doğanın güzel bir parçası. Altın Çiçeği tanıyorum. Adana’da aktarlarda satılıyor; ama neye yaradığı konusu başlı başına bir inceleme gerektiren bir soru…Bilmiyorum, diyorum. Kusura bakmayın, mutfaklarımızda çay veya baharat olarak yer alan, kendine has ıtırlı bu bitkiler, sadece bilmediğimiz, tanımadığımız için basit bir şekilde ‘ ot ‘ olarak adlandırılmayı hak etmiyorlar, doğrusu.

Çayını içip şifa bulmak için çiçek toplayanlar; yolumuza güzel bir manzara çıktığında, biz daha güzeliz dercesine, o manzaranın önünde poz verenler; sevdiğine çiçekle resim çekip gönderenler…

Al baharlı mavi dağlar,

Yarim gurbet elde ağlar,

diye diye Karya Yolundaki yaya gezimize devam ediyoruz.

Böyle bir yürüyüşte, yol boyunca hep ‘ güzellere ‘ rastlarsanız sürekli artçının arkadaşı olmaya mahkumsunuz. Burada hemen yardımınıza – bu örnek için arkadaşlardan peşinen özür dilerim – zincirin zayıf halkaları koşuyor; siz de rahat rahat çevreyi inceleme, çiçek fotoğrafı çekme, örnek alma fırsatı buluyorsunuz. Şimdi, burada, ‘ iğneyi kendime ‘ batırmalıyım, önce; Çünkü, örnekleme diye diye çantamı doldurmuşum; Almanya’da nerdeyse çiçeğin yaprağını bile koparamazken!

Artçıdan bahsederken; artçı yardımcısı olarak başlayıp, öncülüğe kadar yükselen arkadaşımız bu başarısını önüne çıkan o güzelim çiçekleri göz ardı etmek durumunda olmasına borçlu olmalı; aksi takdirde her ikisini de birlikte sürdürmek kolay değil.

Uzaklarda bir koy kendini gösteriyor, ‘ benden daha güzel bir koy var mı ‘ dercesine çalımlı ve gururlu. Yaklaştıkça kalıntıları görüyoruz; bir tarih ‘ kokluyoruz ‘. Yanına vardığımızda bir de ne görelim; sarının en canlı tonunu çiçeklerinde barındıran alımlı Sığır Kuyruğu bitkilerinden başka bir arkadaşı kalmamış bir Apollon Tapınağı – Knidos Antik Şehri -; birlikte, ömürlerini süsleyerek geçirmekte oldukları bu güzel koyun kendini beğenmişliğinin ne kadar doğru olduğunu göstermekteler.

Arada bir, yorulduğumuzda yaptığımız molaların birinde, ekibimizin eğlence kaynağından bir Yasmin Levy harikası dinliyoruz. Kısaca muhteşem; güzel insanlarla, dostlarla birlikte, bin bir türlü ve renkli çiçeklerle bezenmiş Torosların maki denizinde yaya gezmenin keyfine doyum olmuyor….

…..derken, aha şimdi aşağı indi-inecek diyerek beklediğimiz, bizi ahmak sanan yağmuru, yolculuğumuzun ilk parkurunun bitiminde neşeyle karşılıyoruz.

Bu dostluk, keyif ve yorgunluk dolu gezi esnasında topladığınız bir bitki çayını şifa niyetine yudumlarken; bu arada, en çok ilgi gören çiçek resimlerinin bir özetinin de tadına varabilirsiniz…

res1-150x150-1

Kekiğin çeşidi çok. Buraya gezi esnasında görüp topladığımız iki tanesini ekledim. Güneydoğunun kurak tepelerinde, beyaz çiçekli, cılız, öbek biçiminde mıntıkaya ayak uydurmuş, kendilerini güneşten korurcasına taşların arasına serpilmişlerini gözleyebilirsiniz; burada ‘ Zahter ‘ derler adına, ama aynı zamanda çayına da.

Karabaş Kekik ( Thymbra spicata )

 

 

 

 

 

res2-150x150-2Mercan Köşk ( İzmir Kekiği ) ( Origanum onites )

 

 

 

 

 

 

 

res3-150x150-3

Aynı şekilde, ‘ Ada Çayı ’ da bir çok türün genel ismi. Latince’de ‘ Salvia ‘ ön isminin arkasından gelir bu alt türler; bazen beyaz, bazen mor ve bazen de sarı çiçekli; kokulu, kokusuz; kendine has aromasıyla, hastalandıklarında ilk akla gelen yararlı bitkilerdendir insanların.

Adaçayı ( Salvia _ ) –

 

 

 

 

 

res4-150x150-4Adaçayı ( Salvia _ )  – Sarı çiçekler, kokusuz yapraklar

 

 

 

 

 

 

 

res5-150x150-5Adaçayı  ( Salvia _ )  –  Kokulu, mor veya beyaz çiçekli

 

 

 

 

 

 

 

res6-150x150-6Adaçayı  ( Salvia _ )  – Kokulu yapraklar

 

 

 

 

 

 

 

res7-150x150-7Adaçayı ( Salvia officinalis )  – Kokusuz yapraklar, mor ve kokulu çiçekler

 

 

 

 

 

 

 

res8-150x150-8

Kantaron  ( Kılıç Otu )  ( Hypericum coris )

Sarı Kantaron, aslında halk arasında, açık yaralarda ve romatizma rahatsızlıklarında zeytinyağlı merhemiyle en çok bilinen ve kullanılan bir tıbbi bitkidir. Ancak, kaynak kitaplarda, bunun ötesinde, beyindeki iletici maddeleri        ( neurotransmitter ) uyardığı için, yatıştırıcı    (antidepressive ) özelliğinden bahsedilmekte; sindirim ve dolaşım sistemine olan olumlu etkisi belirtilmekte; hamilelik sürecinin ilk aşamasında kullanılmaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Almanya’da, 2015 yılının tıbbi bitkisi seçilen Sarı Kantaronun kurumuş ve toz haline getirilmiş çiçeklerini sıcak su ile macun haline getirip perçeminize  boya niyetine sürmeyi deneyebilirsiniz.

 

 

 

Soru: Aşağıdaki ilk iki fotoğraf gezimizden alınma; ancak, bendeki fotoğraf dosyasında bulamadığım binbirdelik bitkisini de yolda gördüğümüzü sanıyorum !

res9-150x150-9Kantaron  ( Kılıç Otu )  ( Hypericum coris )  Eski bitkide kuruyan çiçekler

 

 

 

 

 

 

 

res10-150x150-10Kantaron  ( Binbirdelik Otu )  ( Hypericum perforatum( Kaynak: nhm-wien )

 

 

 

 

 

 

 

Yöresel olarak Altın Çiçek, Ölmez Otu, Saman Çiçeği gibi isimlerle de adlandırılan bu bitkinin çayını,  keskin ve yoğun etkisi nedeniyle, daha çok diğer bitkilerle karıştırarak içmeyi öneririm.

res11-150x150-11Altınçiçek ( Helichrysum stoechas )

 

 

 

 

 

 

 

res12-150x150-12Altınçiçek  ( Helichrysum stoechas – barrelieri ) – Altın Çiçeğin bir alt türü !

 

 

 

 

 

 

 

Antik çağda Akdeniz Bölgesinde  tıbbi bitki olarak kullanılan Tüylü Laden’in kurutulmuş yapraklarından çay yapmayı deneyebilirsiniz !

res13-150x150Tüylü Laden ( Adaçayı )  ( Cistus creticus )

 

 

 

 

 

 

 

Bölgemizde hemen her yerde rastlayabileceğiniz arsız bir bitki olan Hatmi’nin çiçeklerini, kış aylarında solunum yollarını rahatlatmak üzere çay olarak kullanabilirsiniz.

res14-150x150-14Hatmi  ( Malvaceae ) – Şehir hatmisinden farklı görünüşe sahip

 

 

 

 

 

 

 

Çok değişik kullanım alanları olan Lavanta’nın dağlarda yetişen bir türü; yağ, parfüm, çay veya baharat olarak yararlanılmaktadır.

res15-150x150-15Karabaş Otu  ( Dağ Lavantası )  ( Lavendula stoechas )

 

 

 

 

 

 

 

Kırmızı Gelincik çiçeğini hepimiz biliriz, ama sarısını görmüşseniz çok şanslısınız !

res16-150x150-16Sarı Gelincik  ( Papaver rhoeas )

 

 

 

 

 

 

 

res17-150x150-17Knidos Antik Kenti – Sığır Kuyruğu Bitkisi   – 19 Mayıs 2016

 

 

 

 

 

 

 

Ümit ederim eğlenmişinizdir.

Gününüz sağlık ve mutlulukla dolsun !      Birecik, Haziran 2016

Kaynaklar:  Pahlow – Hirsch&Grünberger – T. Baytop – R. Acartürk


0 Comments

Leave a comment

Başa dön
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.